Ara
  • neysseno

Kulağımızı sağ elimizle hep soldan tutuyoruz. Uzatıyoruz sevgili okur, yolları hep çok uzatıyoruz.

Hileli oyunlar oynuyoruz sevgili okur, arkadan dolaşıyoruz. Dolaştığımız o arka yollarda önümüze çıkan her şeyi darmadağın ediyoruz. Kim varsa önümüze çıkan neydi nasıldı unutuyor, sırf önce ben varayım da kalanın canı cehenneme diyoruz, utanmıyoruz. Kızarmıyor yüzlerimiz artık yalan söylerken.

Yeminler ediyoruz, tutulmayacak sözler veriyoruz.

İstediğimizi aldığımızda da yaslanıp arkamıza “aman adam sende” diyoruz. Karşımızdakini aptal görmeye doyamıyoruz, küçümsüyoruz. En tuhafı da akşamları mis gibi uyuyor ve gerinerek uyanıyoruz.


Görmezden gelmeye nasılda alıştık.. Sokakta yavru bir kedi görünce eğilip başını okşamak yerine “hangisine yetişebilirim ki” deyip önce vicdanlarımızı susturup sonrasında da önünden öylece geçip gidiyoruz. Sonrasında da aklımızda kalmıyor bile o yardıma muhtaç ufak gözler. Rahatsız olmuyoruz.


Tüm doğrularımız çatı katı olmayan evlerimizdeki çatı katında bir sandığın içine atıldı gibi. Çıkarsak onları o sandıktan desek, sandığı bulamıyoruz.

Kayboluyoruz sevgi okur. Günden güne üretmeden hep daha fazla tüketiyoruz. Vermeden hep daha fazlasını almak istiyoruz. Daha az çalışıp daha fazla kazanmak, daha az uyuyup daha çok dinlenmek ve iyi olmayı unutmuş olmamıza karşın bütün iyilikler üzerimizde bir bulut gibi dolaşsın istiyoruz.


Arz yaratmadan devamlı talep ediyoruz. Yetinmiyor memnun olmuyoruz. Laftan sözden zaten anlamıyoruz da artık saygı da duymuyoruz. Karşımdaki ne diyor önce dinleyeyim demiyoruz. Sürekli kendi doğrularımız doğru karşımızdaki yanlış.. İşimize gelmediğinde de kolayca küsüp çekip gidiyoruz. Gidiyoruz ve her gidişimizde kaybediyoruz. Yola çıktıklarımızı yolda bulduklarımıza değişiyoruz. Öyle ki, neredeyse Vefa artık semt bile değil..


Yazın kışı istiyoruz, kış geliyor güneş ısıtsın içimizi istiyoruz. Hep dolambaçlı yollarımız. Düz yürümeyi, doğru olmayı seçmiyoruz. Kulağımızı sağ elimizle hep soldan tutuyoruz. Uzatıyoruz sevgili okur, yolları hep çok uzatıyoruz.


Tuhaf nedenlerle bizim olana değil bizim olmayana bağlanıyoruz. Sahip olmadığımız tanımadığımız her şeye özeniyoruz. Durup düşünmüyoruz…


Asgari ücretle çalışıp ortalama hayatlar sürmeye çalışırken ev değiştireceğimiz zaman bahçeli villalar bakıyor, içlerini döşüyor kendimizi de o evin salonunda şömine başında keyif yaparken hayal ediyoruz. Evi tutmaya sıra geldiğinde 2+1’e zar zor yeten para bırakın şömineyi doğalgaz faturana dahi yetmeyince mutsuz oluyoruz. O villada oturanı.. Keyif yapanı.. kıskanıyoruz. Yetmiyor, “Şuna bak o mu ben mi? ” diye kendimizi hayali durumlarla kıyaslıyoruz. En başta 2+1 bir daireyi güzelleştirmeye çalışmaktansa bizim olmayan hayatlara ortak olmayı seçiyoruz. Ortak olmayı bırakın yanından geçmeyeceğini içten içte bildiğimizden de hep bir kulp takıyoruz. Baba parası, yoksa zengin koca parası, hiç olmadı miras oluyor adı durumun; ama alın teri nedir.. düşünmüyoruz.


Onu yapmıyoruz, bunu yapmıyoruz evet ama Şimdi bir durup düşünün. Harika biziz gerçekten, en mükemmel şeyiz biz de…

Biz gerçekten kimiz?

Yemin ederim, Boyunuzun ölçüsüne kadar düşünün. Çünkü artık bu soruyu kendinize sormadığınız her gün, boyunuzun ölçüsü hayatın bizzat kendisi tarafından fersah fersah alınıyor her birinizden. Emin olunuz.



Antika Ayna

Syg,



16 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör